Sosyal İletişim ve Duyusal Gelişim Açısından Değerlendirme

Çocuğun Sarılmayı Reddetmesi Ne Anlama Gelir?

Ebeveynler için çocuklarıyla kurdukları fiziksel temas yalnızca bir yakınlık göstergesi değil, aynı zamanda sevgi, güven ve bağlanmanın önemli bir parçasıdır. Bu nedenle bir çocuğun sarılmak istememesi, kucağa gelmemesi veya fiziksel temastan kaçınması anne ve babalarda kaygı, üzüntü ve zaman zaman suçluluk duygularına neden olabilmektedir.

Özellikle küçük yaşlarda çocukların ebeveynlerine sarılmaması, sarılma girişimlerine tepki göstermemesi veya fiziksel yakınlıktan rahatsız olması birçok aile tarafından “Beni sevmiyor mu?” sorusuyla yorumlanabilmektedir. Oysa bu tür davranışların altında duygusal nedenlerden çok gelişimsel veya duyusal faktörler bulunabilmektedir.

Bu nedenle ebeveynlerin kendi duygusal ihtiyaçları ile çocuğun gelişimsel özelliklerini birbirinden ayırarak durumu objektif bir şekilde değerlendirmeleri önem taşımaktadır.

Her Çocuk Fiziksel Teması Aynı Şekilde Yaşamaz

Çocukların fiziksel yakınlığa verdikleri tepkiler birbirinden farklıdır. Bazı çocuklar sık sık sarılmak, kucakta kalmak ve fiziksel temas kurmak isterken bazıları daha bağımsız bir temas biçimi tercih edebilir.

Özellikle iki yaş civarında;

  • Hareketliliğin artması,
  • Bağımsızlık duygusunun gelişmesi,
  • Keşfetme isteğinin yoğunlaşması

nedeniyle bazı çocuklar fiziksel teması daha sınırlı gösterebilirler.

Ancak aşağıdaki durumlar gelişimsel açıdan daha dikkatli değerlendirilmesi gereken işaretler arasında yer alabilir:

  • Kendiliğinden gelip sarılmaması,
  • Sarılma girişimlerini reddetmesi,
  • Kucağa alınmaktan hoşlanmaması,
  • Fiziksel teması sürdürmemesi,
  • Göz teması kurmakta zorlanması,
  • Yakın sosyal etkileşimlerden kaçınması,
  • Anne veya babayla karşılıklı duygusal paylaşımın sınırlı olması.

Bu belirtiler tek başına bir tanı anlamına gelmez ancak ayrıntılı değerlendirme gerektirebilir.

Sosyal İletişim Gelişimi Açısından Değerlendirme

Çocuk gelişiminde sosyal iletişim becerileri erken yaşlardan itibaren şekillenmeye başlar.

Bir çocuğun;

  • İsmini duyduğunda tepki vermesi,
  • Ortak dikkat kurabilmesi,
  • İlgisini ebeveyniyle paylaşması,
  • Gülümsemeye karşılık vermesi,
  • Yakınlık arayışı göstermesi,
  • Sarılma ve temas başlatabilmesi

sosyal-duygusal gelişimin önemli göstergeleri arasında kabul edilmektedir.

Eğer çocuk sosyal yakınlığı başlatmıyor, fiziksel teması sürdürmüyor veya özellikle ebeveynleriyle karşılıklı etkileşim kurmakta belirgin zorluk yaşıyorsa sosyal iletişim becerilerinin değerlendirilmesi yararlı olabilir.

Bazı durumlarda bu belirtiler sosyal iletişim alanındaki gelişimsel farklılıklara işaret edebilir. Özellikle erken çocukluk döneminde sosyal etkileşim ve karşılıklı iletişim becerilerinin ayrıntılı incelenmesi önemlidir.

Duyusal Hassasiyetler Sarılmayı Etkileyebilir

Çocuğun sarılmak istememesinin bir diğer nedeni duyusal işlemleme farklılıkları olabilir.

Bazı çocuklar dokunsal uyaranları diğer çocuklardan farklı algılayabilirler. Bu durumda sarılmak, kucakta tutulmak veya yüz bölgesine temas edilmesi çocuk için rahatlatıcı değil, rahatsız edici bir deneyim haline gelebilir.

Duyusal hassasiyeti olan çocuklarda;

  • Saç kesimine direnç,
  • Diş fırçalamada zorlanma,
  • Yüz yıkamaktan hoşlanmama,
  • Tırnak kesimine tepki gösterme,
  • Belirli kıyafetleri reddetme,
  • Fiziksel temas sırasında huzursuz olma

gibi davranışlar görülebilmektedir.

Bu durum sevgi eksikliğinden değil, çocuğun duyusal bilgileri işleme biçiminden kaynaklanmaktadır.

Sarılmayı Reddetmek Otizm Belirtisi midir?

Ebeveynlerin en sık merak ettiği konulardan biri de sarılmama davranışının otizmle ilişkili olup olmadığıdır.

Sarılmayı reddetmek tek başına Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) göstergesi olarak değerlendirilmez. Ancak sosyal iletişim alanında başka belirtilerle birlikte görülüyorsa uzman değerlendirmesi gerektirebilir.

Özellikle aşağıdaki durumlar birlikte gözleniyorsa profesyonel destek alınması önerilir:

  • İsme sınırlı tepki verme,
  • Göz temasında güçlük,
  • Ortak dikkat eksikliği,
  • Sosyal oyunlara ilgi göstermeme,
  • Taklit becerilerinde gecikme,
  • Karşılıklı iletişim kurmada zorlanma,
  • Sosyal yakınlık başlatmama.

Erken dönemde yapılan değerlendirmeler, olası gelişimsel farklılıkların belirlenmesi ve gerekli desteklerin planlanması açısından büyük önem taşımaktadır.

Hangi Uzmanlara Başvurulabilir?

Çocuğun fiziksel teması reddetmesi veya sosyal etkileşim alanında dikkat çeken belirtiler göstermesi durumunda multidisipliner bir değerlendirme süreci faydalı olabilir.

Bu kapsamda;

  • Çocuk ve ergen psikiyatristi,
  • Gelişimsel pediatri uzmanı,
  • Özel eğitim uzmanı,
  • Dil ve konuşma terapisti,
  • Ergoterapist

tarafından değerlendirme yapılması önerilebilmektedir.

Uzmanlar çocuğun sosyal iletişim becerilerini, duyusal özelliklerini, gelişimsel performansını ve günlük yaşam becerilerini bütüncül olarak inceleyerek gerekli yönlendirmeleri yapmaktadır.

Erken Müdahalenin Önemi

Gelişimsel farklılıklar söz konusu olduğunda erken müdahale son derece önemlidir.

Eğer sosyal iletişim alanında destek ihtiyacı bulunuyorsa;

  • Oyun temelli etkileşim çalışmaları,
  • Sosyal iletişim becerilerinin geliştirilmesi,
  • Ortak dikkat çalışmaları,
  • Ebeveyn destek programları

oldukça etkili sonuçlar verebilmektedir.

Duyusal hassasiyetlerin ön planda olduğu durumlarda ise;

  • Duyusal bütünleme uygulamaları,
  • Ergoterapi çalışmaları,
  • Kademeli temas toleransı geliştirme programları

çocuğun günlük yaşam becerilerini ve sosyal etkileşimlerini olumlu yönde destekleyebilmektedir.

Bolluca Ailesi Diyor ki

Çocuğun sarılmak istememesi veya fiziksel teması reddetmesi ebeveynler açısından duygusal olarak zorlayıcı bir durum olabilir. Ancak bu davranış her zaman sevgisizlik, bağlanma problemi veya ebeveyne yönelik bir reddetme anlamına gelmez. Bazı çocuklarda sosyal iletişim becerilerindeki farklılıklar, bazı çocuklarda ise duyusal hassasiyetler bu davranışın temel nedeni olabilir.

Bu nedenle ebeveynlerin durumu kişisel algılamak yerine gelişimsel bir bakış açısıyla değerlendirmeleri önemlidir. Özellikle fiziksel temasın sınırlı olması, sosyal etkileşimde güçlükler veya duyusal hassasiyetlerle birlikte görülüyorsa uzman değerlendirmesine başvurulması faydalı olacaktır.

Erken dönemde yapılan kapsamlı değerlendirmeler ve gerekli destek programları, çocuğun sosyal iletişim becerilerinin gelişmesine, duyusal düzenleme kapasitesinin artmasına ve aile içi etkileşimin güçlenmesine önemli katkılar sağlayabilmektedir.

Bolluca Öerm Ailesi/Arnavutköy: 0212 685 10 13

Kurumlarımızdan multidisipliner bir eğitim alabilirsiniz.

Bünyemizde sağlanan dil ve konuşma terapisi, ergoterapi, özel eğitim uzmanı, çocuk gelişim uzmanı ve psikologlarımızdan destek alabilirsiniz.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top